Odun Sirkesinin Bitki Sağlığına Etkisi
Kaynak: BŞEÜ Fen Bilimleri Dergisi, Odun Sirkesinin Tarımda Kullanımı isimli makale, 2022, https://doi.org/10.35193/bseufbd.1004736
Asya ülkelerinde odun sirkesi uygulamasının uzun bir geçmişi olmasına rağmen [7], etkinliğine ilişkinbilimsel kanıt oldukça yetersizdir. Pestisit veya biyosit olarak odun sirkesine odaklanan sınırlı sayıda bilimsel araştırma raporu mevcuttur [19]. Çevre üzerindeki toksik etkileri hakkında da çok az şey bilinmektedir [19,47].Bununla birlikte, dünyanın bazı bölgelerinde uzun zamandır yerel üreticiler odun sirkesini biyopestisit özelliğinden faydalanmak amacıyla kullanmaktadır. Son 10 yılda, çeşitli bitki materyallerinden elde edilen odun sirkesinin kullanımı hızla artmış ve birçok Asya ülkesinde çok sayıda botanik pestisit piyasaya çıkmıştır [19].
Odun sirkesinde tespit edilen çeşitli kimyasalların herbisit etkinliği olduğu bilinmektedir [23,48]. Doza bağlı olarak odun sirkesinin mikroorganizmalara [49,50], yabancı otlara ve zararlılara [51,52] karşı etkisi olduğu bildirilmektedir. Uçucu yağların da etkili herbisitler olduğu bilinmektedir [53]. Benzer şekilde, huş katranı yağının çok sayıda yabacı ot türü üzerinde biyopetisit etkisi gösterdiği tespit edilmiştir [54]. Bir çalışmada, huş ağacından yapılan odun sirkesinin geniş yapraklı yabancı otların kontrolü için kullanılabileceği gösterilmiştir [55].
Buğday bitkisini hastalık ve zararlılardan koruma amaçlı pestisitlerin ve odun sirkesinin, yabancı ot ve buğday hasat parametrelerine etkisini belirlemek amacıyla kurulan bir tarla denemesinde; 1.) pestisit (fungisit,herbisit), 2.) pestisite karşılık gelen %0.5, %1, %2, %3, %4 ve %5 ml OS ve 3.) sadece şebeke suyu verilen kontrol konuları yer almıştır. Araştırmacılar, kontrole kıyasla pestisit uygulamasının yabancı ot sayısı, çeşitliliği ve kuru ağırlığını önemli düzeyde azalttığını (p=0.002), buğdayın başakta tane sayısı, başakta tane verimi ve hasat indeksi gibi kalite özelliklerini önemli seviyede (p≤0.05) arttırdığını bildirmişlerdir. Ayrıca, odun sirkesi ygulamasının (%1), buğday hasat indeksinin artmasında önemli (p≤0.05) bir etkiye sahip olduğunu bildirmişlerdir [56]. Bir başka çalışmada Koç ve ark. [57] broyler tavuk yetiştiriciliği atığından gazlaştırma işlemi sonrası elde dilen OS’un, in-vitro şartlarında Aspergillus niger ve Penicillium digitatum’a karşı antifungal etkisini araştırmışlardır. Bu amaçla, in vitro şartlarında farklı konsantrasyonlarında (%1, %3, %5, %7 ve %10 mL) odun sirkesi içeren PDA besiyerlerine, patojen kültürlerin 5 mm çapında miselyum diskleri ekilmiş ve 24±1 oC’de 7 gün inkübasyona bırakılmıştır. Antimikrobiyal madde testlerinde OS’un, A. niger ve P. digitatum’un misel gelişimlerini engellediği tespit edilmiştir. Araştırmacılar, kullanılan OS’un, hastalık etmenlerine karşı denenmesinin faydalı olabileceğini bildirmişlerdir.
İngiltere’de yeşil şeftali yaprak biti (Myzus persicae) ve kırmızı örümcek akarına (Tetranychus uriticae) karşı karışık odun biyokütlesinden elde edilen odun sirkesinin böcek öldürücü etkisi araştırılmış ve her iki zararlı için de %90’dan fazla ölüm oranına ulaşılmıştır [27]. Tayland’da odun sirkesi, tarımda insektisit olarak yaygınolarak kullanılmaktadır. Örneğin, huş katranı yağı, sümüklü böceklere (Arion lusitanicus) ve salyangozlara (Aranta arbustorum) karşı iyi bir kovucu olarak bilinmektedir [2]. Odun sirkesi, %1 seyreltme ile püskürtüldüğünde patlıcan (Solanum melongena) üzerindeki yaprak biti popülasyonunun %95’inde ölüme neden olmuştur [2]. Bazı yayınlarda odun sirkesinin Japon termitine (Reticulitermes Japanese) [50], karasinek ve kenelere [2] karşı etkili olduğu ortaya konulmuştur. Yakın zamanda yayınlanan bir çalışmada, buğday samanı sirkesi 200 kat seyreltilmiş ve buğday deneme alanına (tarla) uygulanmıştır. Araştırma sonrasında buğday ve diğer küçük taneli tahıl ürünlerinin verimini ve kalitesini önemli ölçüde etkileyen fusarium baş yanıklığı bulaşma oranını ve deoksinivalenol içeriğini sırasıyla %66 ve %69 oranında azalttığı rapor edilmiştir. 200 kat seyreltmede buğday samanı sirkesinin kontrol etkinliğinin, tipik kimyasal mantar ilacı uygulamalarına benzer olduğu görülmüştür. Araştırmacılar, buğday samanı sirkesi kullanımının, net fungisit maliyetlerini azaltarak çiftçilerin gelirleriniartırabileceğini belirtmişlerdir. Bu nedenle buğday samanı sirkesinin, fusarium baş yanıklığının kontrolü için doğal bir mantar ilacı olarak yüksek potansiyele sahip olduğu ve sentetik mantar ilaçlarına bağımlılığı azaltabileceği öngörülmüştür [58].
Farklı dozlarda (% 0.5, 1.0, 1.5, 2.0, 3.0, 4.0) odun sirkesinin şeker pancarı yaprak lekesi hastalığı etmeni Cercospora beticola’ya karşı etkinliği in-vitro çalışmasıyla ortaya koymaya çalışılmıştır. In-vitro koşullarda Cercospora beticola gelişimi odun sirkesi uygulamaları ile (%0.5 uygulaması hariç) önemli düzeyde azalmıştır.
Bununla birlikte %0.5 odun sirkesi dozunda dahi virülensliği yüksek olan C. beticola izolatlarının gelişimi %77.4 – %91.1 arasında engellenmiştir. Araştırmacılar, odun sirkesinin etkinliğini göz önüne alarak biyolojik mücadelede kullanabileceğini bildirmiş ve bu konuda yapılan çalışmaların geliştirilmesinin gerekliliğini vurgulamışlardır [59]. Odun sirkesinin biyopestisit, biyogübre ve toprak düzenleyici olarak tarımsal üretimde kullanım potansiyeli konusunda yapılan çalışmaları araştıran Koç ve Namlı [60] Brassica napus L. tohumlarının çimlenmesi üzerine en iyi inhibisyon etkinin OS’un %1 (v/v) dozu olduğunu ve OS’nin antibakteriyel bir etki gösterdiğini[61], Eucalyptus camaldulensis, Leucaena leucocephala, Azadirachta indica, Hevea brasiliensis ve Dendrocalamus asper ‘dan elde edilen OS’un, bazı funguslara (Trametes versicolor ve Rigidoporopsisamylospora, Gloeophyllum trabeum ve Botryodiplodia theobromae) karşı antifungal etki gösterdiğini [62] ifadeetmişlerdir. Tavuk gübresi ve fındık kabuğundan elde edilen OS’nin vermikompost ortamında, kırmızı Kaliforniya solucanının (Eisenia foetida) etkisi belirlenen araştırmada; OS’un tarımsal üretimde biyo-pestisit potansiyeli olduğu [61] tarımsal faaliyetler için kullanılmamış mera toprağında OS’un serbest yaşayan nematodlara etkisibelirlenen araştırmada ise uygulama öncesi ve sonrası arasında fark olduğu tespit edilmiştir [64].

